Türkiye’nin nüfus artış hızı yavaÅŸlıyor. Demografik deÄŸiÅŸim geçiren Türkiye’nin çalışma çağındaki nüfusunu artırarak fırsatlar penceresini iyi deÄŸerlendirmesi gerektiÄŸi belirtiliyor
Avrupa ülkelerine göre genç nüfusa sahip olan Türkiye, yabancı ÅŸirketler tarafından potansiyel olarak görülüyor.
Çünkü, çalışabilir çaÄŸda olan her genç aynı zamanda satılabilecek araba, beyaz eÅŸya, bilgisayar, konut, elbise, kredi; kısacası, talep demek.
Türkiye’nin demografik avantasını kullanması için BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın sık sık dile getirdiÄŸi ‘her kadının üç çocuk doÄŸurması’ gerektiÄŸi konusunu Fortune Türkiye dergisi son sayısında inceledi.
“BaÅŸbakan üç çocuk konusunda haklı mı?” baÅŸlığıyla yayımlanan haberde, çalışma çağındaki nüfusun her geçen gün artıyor olmasının Türkiye’ye çok ciddi bir “fırsatı” altın tepside sunduÄŸu belirtiliyor.

İlk 10 ekonomi hedefi
Demografik deÄŸiÅŸim geçiren Türkiye, çalışma çağındaki nüfusunun artmasıyla ‘demografik fırsat penceresi’ olarak tanımlanan bir dönemin içinde yer alıyor. 2000 yılında baÅŸlayan bu dönemin, 2050’lere kadar süreceÄŸi tahmin ediliyor.
Çalışma yaşındaki nüfusun toplam nüfusun yüzde 68’ine kadar yükseleceÄŸi bu dönemin iyi deÄŸerlendirilmesi durumunda Türkiye’nin hedeflediÄŸi sıçramayı beraberinde getireceÄŸi vurgulanıyor.
BaÅŸka bir ifadeyle dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girme hedefiyle hareket eden Türkiye, demografik anlamda bunu saÄŸlayabileceÄŸi yegane dönemi yaşıyor.
Nitekim Asya Kaplanları olarak görülen ülkelerin bu fırsatı nasıl baÅŸarıya dönüÅŸtürdükleri önemli bir örnek olarak duruyor. Dolayısıyla, bütün mesele bu potansiyelin deÄŸerlendirilmesine kalmış görünüyor.
Tabii bu ilelebet sürdürülebilecek bir durum deÄŸil. Bütün toplumlarda olduÄŸu gibi Türkiye için de bu fırsatın bir sonu var. Demograflar, 100 milyon nüfusa ulaÅŸacağımız 2050 sonrasında Türkiye’nin ciddi bir yaÅŸlı nüfusla karşı karşıya olacağının altını çiziyor. Yine bu tarihten itibaren nüfusun azalmaya baÅŸlayacağına dikkat çekiliyor.
‘İş iÅŸten geçmeden önce’
GeleceÄŸe iliÅŸkin bu gerçeÄŸi gören BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan ise kendi deyimiyle “iÅŸ iÅŸten geçmeden önce” en azından mevcut durumu korumak için her kadının en az üç çocuk doÄŸurması gerektiÄŸini her uygun ortamda dile getiriyor.
Demograflar, Türkiye’nin nüfus artışını saÄŸlaması anlamında üç çocuk söylemini doÄŸru buluyor. Ancak Türkiye’den önce bu süreci tamamlayan ülke örnekleri bunun pek de mümkün olmadığını ortaya koyuyor. İstisnalar ise yok deÄŸil. BaÅŸbakana en temel eleÅŸtiri ise yakalanan fırsatın kaçırılması üzerinden oluyor.
Nüfus artış hızı düÅŸüyor
TÜİK verilerine göre, 2010 itibariyle 73.7 milyona ulaÅŸan Türkiye’de nüfus artış hızı düÅŸüyor. Özellikle köyden kente göçün baÅŸlaması, yani tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiÅŸle yaÅŸanan sosyo-ekonomik deÄŸiÅŸimin bir sonucu olarak doÄŸurganlık oranlarında hızlı bir düÅŸüÅŸ yaÅŸanıyor.
BaÅŸkent Üniversitesi Ticari Bilimler Fakültesi ÖÄŸretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Åžeref HoÅŸgör, BaÅŸbakan’ın nüfusun yeniden artışa geçmesi için dile getirdiÄŸi “üç çocuk” fikrinin doÄŸruyu yansıttığına dikkat çekerek, “İki çocuk sahibi olursanız ülke nüfusu düÅŸmeye baÅŸlıyor. Nüfusun az da olsa artmasını istiyorsanız üç çocuk ideal” dedi.
Türkiye’nin fırsatlardan faydalanabilmesi için çalışma çağındaki nüfusun eÄŸitimi ve istihdam açısından doÄŸru kararların alınmasına baÄŸlı olduÄŸu vurgulanıyor.

